Derya Uysal Hakkında

5 Temmuz 1980 Bursa doğumlu. Necatibey Kız Meslek Lisesi Gıda Bölümünü, Bursa Deulcom International Halkla İlişkiler Kursunu ve BUFSAD 28.Dönem Temel Fotoğraf Eğitim Seminerini bitirdi. Anadolu Üniversitesi AÖF Halkla İlişkiler öğrencisi.
DEVAMI

Kategoriler

Son Yazılar

""

Yazılar

11 Kasım 1998

20.11.2016



Bursa Haber gazetesinin kapısından içeri adım attığım ve spor muhabiri olarak mesleğe başladığım gün… Heyecan, sevinç, merak, ilgi ve istekli günlerin peş peşe geldiği günler… 

O yıllarda internet bu kadar yaygın değildi. Hatta hatırladığım kadarıyla internet sadece müdürlerin masasındaki bilgisayarlarda vardı. Yazı işleri servisinde bulunan ve tüm servislerin çalışanları tarafından ortak kullanılan internet sayesinde futbol, basketbol ve voleybol müsabakaları hakkında bilgilere sahip olup, haberlerimizi öyle yazıyorduk. 

Fotoğraf makinalarımız da tabii ki dijital değildi. Çekim yaptığımız fotoğraf makinasını renk ayrım servisine bırakırdık. Dialarımız yıkandıktan sonra, zarf içerisinde müdürlerimize verilirdi renk ayrım sorumlusu tarafından… Müdürümüz toplantıda ya da dışarıda ise şanslıydık çünkü fotoğrafları görme ve kötü olanları eleme şansımız vardı. Ama odasında ve masasının başında ise bütün fotoğraflara bakıp, gazete de kullanılacakları seçme şansı onun oluyordu doğal olarak. Tabii kötü kareler için yapacak bir şey yoktu… 

Facebook ya da twitter gibi en önemli sosyal medya mecraları ile henüz tanışmamıştık. Ne cep telefonlarımızda sınırsız internetler vardı, ne de her gittiğimiz yerden bildirim yapabiliyorduk… 

Yıl 2016… 

Gazeteler ile başlayan meslek kariyerim AVM’ler ile devam ediyor. Basın yönetmenliği, halkla ilişkiler sorumluluğu derken şimdi Pazarlama Müdürü olarak AVM’ye gelen ziyaretçileri nasıl mutlu ederiz onu düşünüyorum. 

İkisinin de heyecanı aynı. İkisinde de özveri, emek, çaba benimle birlikte. Tabii kuyu kazmadan, yalan söylemeden ve kimseyi inceltmeden. 

Her gün mesleğe başladığım ilk günkü gibi karın ağrılarım, yazma telaşım, yeni bir şeyler öğrenme merakım, araştırma ruhum ve iş disiplinim benimle birlikte. 

Sevdiğim işi yapanlardan biri olarak hayata teşekkürüm çok büyük. 

Ve bir teşekkürümde gazetelere gitmem için destekleyen ve benimle gurur duyan babama. 

”Hayat sizin hayatınız, ben bugün varım yarın yokum. Kararlarınızı kendiniz verin!” dediğinde elbette çocukken bu sözün ne anlama geldiğini, ne kadar önemli olduğunu anlayamamıştım… 

Ama şimdi, Bu sözün önemini çok iyi biliyorum… Çünkü bu söz sayesinde ne istediğime karar verip, Hayatıma isteğim doğrultu da yön verdim! Ben bugün, Bu satıları yazıyorsam, Ayaklarım yere sağlam basıyorsa, İşime canla başla sarılıyorsam, Kendime inanıyorsam, Geleceğime güvenle bakıyorsam, Babamın bize söylediği o söz sayesindedir!.. 

Kızlarının hayatına yön veren babaların artması dileğiyle, çünkü biz kadınlar olmasak hayatın her alanı eksik kalır.

Yazılar

Benim Hikayem

18.08.2017



Geçen gün 'Onların Hikayesi'ni okudum... 

Nasıl gazeteci olduklarını...

Ayşe Arman’ın ilk yıllarında tercümanlıktan çok çaycılık yaptığını,

Duygu Asena’nın çok çalışkan olduğu için çok kovulduğunu,

Uğur Dündar’ın Türkiye’nin televizyonla yeni tanıştığı günlerde,

Gazeteci olmak isterken nasıl televizyon prodüktörü olduğunu...

Hakan Akpınar’ın kaleme aldığı 'Onların Hikâyesi' adlı kitapta,

Ünlü isimlerin nasıl gazeteci oldukları bana kendi hikâyemi hatırlattı...

1998 yılında başladığım gazetecilik serüvenim AVM sektöründe devam ediyor...

Basın sektöründe yıllarca çalışan biri olarak duayenlerden çok şey öğrendim...

İlk günden itibaren farkını ortaya koymaya çalışan biri olarak,

Bursa’nın çeşitli gazete ve dergilerinde çalıştım...

Muhabirlikte yaptım, editörlükte...

Yeri geldi spor takımlarının peşinde Türkiye’yi dolaştım,

Yeri geldi bir röportaj için Bursa’dan İstanbul’a taşındım...

Spor ile başlayan serüvenim magazinle devam etti, ödüller aldım, röportaj kitabı çıkardım, kişisel sergimi açtım...

Bundan sonra kendi sitemden sizlere ulaşacağım...

İzlediğimle, dinlediğimle, okuduğumla,

En önemlisi içtenliğimle...

Beklerim efendim...

Yazılar

Yenilenme zamanı

18.08.2017

Toplantılar, raporlar, sunumlar derken hayat akıp gider…

Kendimize, ailemize, dostlarımıza vakit ayıramayız…

Hep bir şeylere yetişme telaşı peşimizi bırakmaz…

Bu sene bu kuralı bozarak biraz ara vermek istedim…

Sanatçıların yaz boyunca yaptıkları uzun tatilleri hep kıskanırdım, deneyimlemek istedim…

Deniz, havuz, güneş, klor ile bütünleştim…

Okumaya fırsat bulamadığım kitapları okudum…

Yeni albümleri dinledim…

Anılar biriktirdim…

Amaçsızca denizi seyredip, uzaklara daldım…

Uzun yürüyüşler yapıp, hayaller kurdum…

Salda Gölü, Kuyucak, Sagalassos, Kovada, Eğirdir Göllerini kapsayan Lavanta Kokulu Köye Yolculuk yaptım…

En önemlisi de kimler yanımda kimler değil onu öğrendim…

Aralıksız çalan telefonların aslında hep iş nedeniyle çaldığını fark ettim…

Biraz bencil, biraz egolu olmam gerektiğini çözdüm…

Herkesi düşünmenin marifet değil tam tersine saçmalık olduğuna karar verdim…

Ama en yakın zaman da sahalara bomba gibi dönmek dileğiyle…
 
 

Yazılar

Sorular ve cevaplar

09.08.2017

Yıllar geçse de biten, giden konular hep hatırlatılır…
 
Hatırlanır demiyorum dikkatinizi çektiyse, hatırlatılır diyorum…
 
İki konu birbirinden farklı çünkü…
 
Güzel bir sohbetin, kahkahanın ortasında geçmişle ilgili pat diye bir soru gelir.
 
Kendinizi bir an sorguda gibi hissedersiniz, sonra buraya nereden geldik dersiniz içinizden…
 
Soruya cevap verirsiniz ama anlamaya çalışırsınız…
 
Adı üstünde geçmiş ya…
 
Olmuş, bitmiş yeni bir geleceğe yelken açılmış…
 
İyi ya da kötü ne varsa geçmiş olduğu halde tekrar tekrar gün yüzüne çıkması hoş olmuyor…
 
Hatta gereksize kaçıyor…
 
Mesela yeni tatil rotalarından bahsedelim, son çıkan kitaplardan, vizyona giren filmlerden, sokak hayvanları için yapılacaklardan, kadın cinayetlerinin ne zaman son bulacağından vs…


 
Milyonlarca konu varken unuttuklarını bir insana hatırlatmak gerçekten haksızlık oluyor…
 
Hiçbir soru kötü niyetli değil elbette ancak, empati kurarak soruları hazırlarsak daha güzel olur diye düşünüyorum… 
 
Hatta rica ediyorum…
 
Teşekkürlerimi sunuyorum, huzurlarınızdan ayrılıyorum… 
 

Yazılar

İyi ki doğdun Özlem Gürses

18.08.2017

Muhabirlik yıllarımda röportaj yapma şansına sahip olduğum biri Özlem Gürses…
 
Hayat hikayesindeki yaşadığı deneyimleri paylaşması,
 
Mesleğine duyduğu tutku,
 
Eşi ve oğluna bağlılığı,
 
En önemlisi de hayatı geldiği gibi kabullenmesi ile benim idolüm…
 
Hafta içi her akşam canlı yayında konuklarını ağırladığı programından, yazılarına kadar aynı merak ve heyecanla takip ediyorum onu… 
 
Yıllar geçti ama idolüm hiç değişmedi…
 
Cem Yılmaz, Muhtar Kent, Ali Sabancı, Zeynep Bodur Okyay, Cem Boyner, Arda Turan, Hüsnü Özyeğin, Hanzade Doğan Boyner, Abdülkadir Konukoğlu ve Mustafa Denizli'nin başarısızlık hikayelerinin yer aldığı “Bazen Olmaz” kitabını da bir solukta okudum…
 
Bazen gerçekten olmaz…
 
İyi okullarda okursunuz, kendinizi yenilemek için sürekli kurslara gidersiniz…
 
Çalıştığınız gazete de rakiplerinize haber atlatırsınız…
 
Ödüller alırsınız…
 
Kolunuzdaki bileziğe bir yenisini daha ekleyip AVM sektöründe yöneticilik yapmaya başlarsınız…
 
Özel günlerde hep çalışırsınız, etkinliklerle insanlara mutluluk dağıtırsınız…
 
İşinizi severek yapmak hayatınızın bir parçasıdır…
 
Mesai bitimini beklemek yerine “daha neler yapabilirim” diye düşünürsünüz…
 
Ama özel sektörün cilvesidir bunların artı olarak size dönmemesi…
 
Ben muhabirken uyandığımda “Bugün işe gitmezsem, hayat durur” demişti Özlem Gürses röportajımız da…
 

O yüzden ondan öğrendiğim, gördüğüm gibi yazmaktan hiç vazgeçmeden devam ediyorum 29 harfle dansa…
 
Ve inanıyorum;
 
Bir gün bir yerlerde doğru ekiple, hakkını yemeyen işverenlerle, dürüst insanlarla karşılaşacağıma, karşılaşacağımıza…

Bazen olmaz ama 18 Ağustos’ta çok güzel bir şey olmuş…
 
Özlem Gürses doğmuş…
 
İyi ki doğmuş ve birçok kişinin idolü olmuş, yol göstermiş… 
 

Yazılar

Büyüleyen mavi

19.09.2017

Uçsuz bucaksız…
 
Aynı zamanda bembeyaz…
 
Ve lacivert…
 
Sizi içine çeken, orada kalıp hep yaşamak isteyeceğiniz bir nokta…
 
Türkiye'nin Maldivleri olarak da anılan Burdur'un Salda Gölü, gezilmesi görülmesi gereken noktalardan biri…
 
Detaylı vakit ayrılması gereken bir yer…
 
184 metreye varan derinliği ile ülkemizin en derin ikinci gölü olma özelliğini taşıyor…

 
Turkuaz suyu ve beyaz kumsallarıyla ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor…
 
İlçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta…
 
Denizden yüksekliği ise 1193 metre…
 
Dünya üzerinde Mars'a benzeyen 2 noktadan biri olarak gösterilen Salda Gölü'nde kayaç oluşumları ve kumullar da görülmeye değer...
 
Gölün çevresindeki ormanlarda özellikle kışın bol sayıda keklik, tavşan, tilki ve yaban domuzu görülebilirken gölde ise sazan balıkları ve dik kuyruklu ördekler yaşamlarını sürdürüyor…

 
Salda Gölü, 1989 yılından beri birinci derece sit alanı olarak korunuyor ve umarım korunmaya da devam eder…
 
2018 tatil planlarınıza şimdiden ekleyin…